Saç Mezoterapisi

Vücudumuzda her bölgeye, farklı endikasyon, farklı ilaçlar ile mezoterapi uygulanabilir.

Saç mezoterapisi saç dökülmesinde oldukça sık kullanılan etkili bir tedavi yöntemidir. Saç mezoterapisi saçın sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için gerekli olan vitamin, antioksidan, mineral ve dolaşım düzenleyici maddelerin mikro iğneler ile saçlı deriye doğrudan enjekte edilmesi yöntemidir. Ürünler yaklaşık olarak 1 cm aralıklarla saclı deriye enjekte edilmektedir. .

Hem erkeklere hem de kadınlara rahatlıkla uygulanabilir. Uygulama sıklığı kişinin saç mezoterapisi 15 gün ara ile ortama 6-8seans olarak yapılmalıdır. Uygulama sırasında yoğun bir acı, ağrı hissedilmemektedir. Saç mezoterapisi her yıl bir kür şeklinde uygulanabilir. Bazen aylık destek takviye şeklinde de devam edilebilir. Bu sayede saç dökülmeleri durdurulmakta ve yeni daha güçlü saçların çıkması sağlanmaktadır. Saç mezoterapisinin ilk seansından itibaren farklılık hissedilebilmekte, saçlar eski canlı ve parlak görünümüne kavuşabilmektedir.

Göz altı ışık dolgusu nedir?

Gözaltlarına hyaluronik asit kullanarak yapılan bir uygulamadır. Özellikle yıllar içerisinde gözaltında meydana gelen çöküklüğün hafifletilmesi amacı ile uygulanır. Göz altında volüm kaybı olduğunda daha yorgun bir ifade ortaya çıkar, Göz altında mor, kırmızı renk değişikliği oluşur. Alttaki damarlar daha belirgin hale gelir. Bu bölgeye yapılacak dolgu uygulaması meydana gelen bu değişikliğin hafifletilmesini sağlar.

Yılda bir uygulanması uygun olmaktadır. Bazı kişilerde yapılan dolgu daha geç eridiği için daha uzun surede tekrarı yapılabilir. Bazı hastalarda tek seans yeterli olmaz ise yapılan ilk seanstan bir süre sonra bir miktar daha rötuş uygulaması yapılabilir. Bu bölgeye kullanılacak dolgunun daha düşük molekül ağırlıklı olması gerekmektedir.. Fazla dolgu kullanımından, fazla düzeltmeden kaçınmak gerekir; çünkü zaman içerisinde volüm artısı olacaktır bu da dışarıdan belirgin bir şişliğe neden olur.

İşlem yaklaşık 30 dakika sürmektedir. Akışkan olmasından dolayı çok ince iğnelerle uygulanabilir Kişinin ihtiyacına göre gereken bölgelere mikroenjeksiyon yöntemi ile uygulanır. Kullanılan dolgu maddelerinin içerisinde lokal anestezik maddeler vardır. Uygulama aşamasında ve sonrasında ağrı oluşumunu engellerler.
İşlem sonrası enjeksiyon yapılan bölgede morarma, ödem gelişebilir. Göz çevresinde diğer bölgelere oranla daha sik morarma görülebilir. İşlem sonrası normal günlük aktiviteye,( makyaj yapma, spor) devam edilebilir.

Plazma enerjisi ve ameliyatsız göz kapağı estetiği

Plazma Enerjisi Nedir?

Plazma enerjisi maddenin 4. hali olarak kabul edilmektedir. Plazma enerjisi temas ettiği bölgedeki doku parçasında bulunan keratinosit hücrelerini süblimleştirir (buharlaştırır). Sublimleşme; dokunun katı halden doğrudan gaz hale geçmesine verilen isimdir. Bu prosedürün avantajı yalnızca hedeflenen bölgedeki dokunun mikro ölçekte süblimleşmesi ve çevre dokular ile cilt altı katmanın etkilenmemesidir.

Nerelerde Kullanılabilir?

Plazma enerjisi ile üst dudaktaki sigara çizgileri ve akne skarları azaltılabilmektedir. Plazma Enerjisi sayesinde ameliyatsız olarak üst göz kapağı gerilebilmekte, alt kapaktaki torbalanma azaltılabilmektedir.

Yüzde bulunan sebase hiperplazi (yağ birikintisi), seboreik keratoz ve solar lentigo (güneş lekesi), et benleri de tedavi edilebilen değişikliklerdir.

Uygulama Nasıl Yapılır?

İşlem uygulanacak bölgeye önce lokal anestezi uygulanarak 30 dakika beklenir. Daha sonra plazma enerjisi ile istenmeyen dokular süblime edilir (buharlaştırılır). İşlem esnasında kanama olmaz. İşlem sonrası birkaç gün devam eden kızarıklık ve ödem ortaya çıkar. İşlem sonrası tedavi uygulanan bölgede kabuklanma görülür ve yaklaşık 7 gün içerisinde ortadan kalkar. Tedavinin leke olasılığı sebebi ile yaz aylarında yapılmaması uygun olcaktır . Seans sayısı kişinin şikayetine bağlı değişmekle beraber ortalama; 30 yaşa kadar tek seans, 30-40 yaş arası 2 seans, 40 yaş üstü 3 seansa ihtiyaç olabilir. Seans aralıkları ortalama 1 aydır.

Onda lazer vücut şekillendirme

OOLWAVES ile vücut şekillendirme

COOLWAVES elektromanyetik dalgalar tarafından yönlenen ve yüksek frekanstaki akıllı mikrodalgaları kullanan selektif bir vücut şekillendirme yöntemidir. Sistemin en büyük farkı sadece yağ hücrelerini hedef alması, güvenli, etkili ve invazive olmayan bir şekilde etki göstermesidir. Mikrodalga teknolojisi ile inatçı yağ hücrelerine yüksek etki görülmekte, ilk uygulamadan itibaren yağ hücrelerini tahrip etmektedir, Onda’nın etkisi tek seansta bile belli olmakta ve seans süreleri ortalama 10 dakikada tamamlanmaktadır. Özel bir teknoloji ile üretilmiş başlık içerisindeki sogutma sistemi sayesinde tedavi uygulanan kişi ağrı, acı hissetmemektedir..

ONDA; Selülit, bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkili olan dünyadaki tek sistemdir. 2018 en yenilikçi estetik cihaz teknolojisi ödülüne sahiptir.

Etki mekanizması tüm sistemlerden farklıdır. Vücudumuz için belirli görevleri olan ve bir organ sayılan yağ hücrelerini yok etmek; olası istenmeyen riskler oluşturabilir. Onda’nın etki mekanizması ise hucreleri yok etmek yerine, bu hücrelerin doğal metobolizmasını uyararak eski hallerine döndürmek esasına dayanır, bu teknoloji ile çalışan tek cihazdır.

Lokalize yağ tedavisi: deri altı yağ dokusunda hücre zarında hasar meydana gelir. Bunun sonucunda akışkan hale gelen yag, idrar yolu ile vücuttan atılır

Selülit tedavisi: Yağ globulleri arasında bulunan fibröz bantları hedef alarak portakal kabuğu gorunumunu ortadan kaldırmaktadır.

Deri sıkılaştırma: tedavi sonucunda deri altında kollajende kısalma ve yeni kolajen oluşumu hedeflenmektedir.

Yağ hücrelerini yok etmek çözüm değildir çünkü diğer yağ hücreleri büyüdüğünde yani kişi kilo aldığında o bölge yine kalınlaşır. Ayrıca hangi organımızı yok etmek isteriz ki?

(Uygulama ile birlikte haftada 3 kez 30 dakika egzersiz, günlük iki litre su tüketimi, metabolizmayı hızlandırmak için yeşil cay atkıyı arttıracaktır.)

Güneş Yağlarında Büyük Risk!

Doç. Dr. Ahu Birol, yaptığı yazılı açıklamada, kıyafet ve şapkanın güneş ışınlarına karşı yüzde 25 oranında koruma sağladığını, hiçbir kremin kıyafetle korumadan daha etkili olmadığını kaydetti.

Yazın havanın bulutlu olduğu zamanlarda bile korumaya ara verilmemesi gerektiğini ifade eden Birol, vücuda temas eden güneş ışınlarının deri tarafından emildiğini, bir kısmının deriden yansıdığını, bir kısmının da parçalandığını belirtti.

Kum, beton, deniz ve karın, güneş ışınlarını yansıttığını, şemsiye altında durulsa bile yansıyan güneş ışınlarından etkilenildiğini anlatan Birol, havuç ve kakao yağının ise deriden emilen güneş ışığı miktarını artırarak,güneş yanığı riskini yükselttiğini, bu şekilde yağ sürüp ardından güneşlenen kişilerde ışık erupsiyonu (kaşıntılı, kırmızı döküntü) gelişme riskinin olduğunu vurguladı.

Birol, daha hızlı bronzlaşmak için yakıcı güneşyağları kullananların, ”doğal bitki özlerinden oluşuyor” düşüncesiyle havuç ve kakao yağı sürenlerin cilt sağlığının büyük tehlike altında olduğuna dikkati çekerek, ”Güneş yanıklardan cilt kanserine kadar pek çok probleme yol açan güneşin zararlı ışınları, bronzlaştırıcı yağlar ile birleşince kısa sürede etkisini gösteren ve kalıcı izler bırakabilen deri hasarlarına yol açıyor” uyarısında bulundu.

Güneş yanığının kızarıklık, su toplama, soyulma aşamalarından oluştuğunu, kızarıklık oluşmasının 3 güne kadar uzayabildiğini kaydeden Birol, ”Şiddetli kaşıntı ve yanma yakınması vardır. Tedavide ıslak pansuman, aspirin, bazı nemlendiriciler, antibiyotik içeren kremler ve kaşıntıya yönelik bazı uygulamalar önerilmektedir. Şikayetin geçmesi 7 güne kadar uzayabilir. Güneş yanığı gelişen bölgenin çok iyi korunması gerekmektedir. İleriki dönemde bu bölgede deri kanseri gelişebilir” görüşlerini dile getirdi.

Tedavi amacı ile önerilen antibiyotikler ve doğum kontrol haplarının güneşe karşı hassasiyeti artırdığını, parfüm, kolonya ya da makyaj ürünü kullanarak güneşlenmenin de güneş lekelerine neden olabildiğini belirten Birol, güneş koruma kremi ile bronzlaşmanın sadece güneş yanığı oluşması olasılığını azalttığını vurguladı.

Güneş yanığı sonucunda ortaya çıkacak deri yaşlanmasının, deri kanseri, güneş hasarı ve güneş lekelerini oluşma riskini ise artırdığını ifade eden Birol, güneş kremi kullanarak bronzlaşmamayı sağlamak gerektiğini kaydetti.

Birol, güneş kreminin koruyuculuğunun da cilt tipine göre değiştiğini dile getirerek, bunun kişinin deri tipine, uygulanan miktara, sık yüzmeye, fazla terlemeye bağlı olarak değişiklik gösterdiğini anlattı.

Kaynak : http://www.haberturk.com/saglik/haber/754365-gunes-yaglarinda-buyuk-risk

Fraksiyonel Karbondioksit Lazer ile Yüz Gençleştirme

Çift Dalga Boylu Fraksiyonel Lazer Teknolojısı ile

  • Akne İzi Tedavisi
  • Yara İzi Tedavisi
  • Cilt Yenileme
  • Derideki Sarkmaya Karsı Tedavi
  • Çatlak Tedavisi

-10.600 nm dalga boyunda ablatıf karbondıoksıt lazer ile 1540 nm dalga boyunda non-ablatıf
er:glass lazer birlikte bulunmaktadır.

Ablatıf atkı ile darının üst tabakası ortadan kaldırılırken non-ablatıf atkı ile kollajen sentezi başlamaktadır.
Farklı iki dalga boyunun birlikte uygulanması ile etkinlik artarken; yan atkı olasılığı daha düşük, iyileşme süresi daha kısa olmaktadır.
Fraksıyonel, cerrahı ve vajınal baslık ile farklı uygulamalar gerçekleştirilebilir.

Fraksıyonel baslık özellikle; akne ve yara izlerinin tedavisinde, doğum sonrası ortaya çıkan çatlakların tedavisinde,
genişlemiş gözeneklerin küçültülmesi, yasla ortaya çıkan deri sarkmasının toparlanması amacı ile kullanılabilir.
Cerrahı baslık ile fıbrom, srıngom, rınofıma, verruka, kondıloma gibi hastalıkların tedavisi gerçekleştirilebilmektedir.
İşlem sonrası 3-4 gün suren kızarıklık ardından kandını canlı taze deriye bırakmaktadır.
İz tedavisi amacı ile yapılan uygulama sonrası iyileşme ortalama 15 günde olmaktadır

Cilt Analiz Cihazı

Quantificare life viz mini; sadece bir cilt analiz cihazı değildir.

Görüntüleme 2D ve 3D olarak yapılabilir.

Quantificare life viz mini cilt analiz cihazı ile kişinin cilt yapısını analiz ederken; kendi yaş grubundaki kişilere oranla kıyaslama yapmak da mümkün olmaktadır. Kişinin cildindeki kırışık, yağ oranı, gözenek genişliği, kırmızı ve kahverengi noktalar, düzensizlik kriterleri temel alınarak değerlendirme yapılmaktadır
3D görüntüleme ile kırışıklık derinliği ve gözenek çaplarındaki düzelmeyi de göstermek mümkündür.

Yapılan estetik uygulamaların başarısını değerlendirirken çekilen fotoğrafın kalitesi, Uygulamalardan önce ve sonra, fotoğrafların aynı ışık ve pozisyonda çekilmesi çok önemlidir. Quantificare life viz mini Etkinliği objektif olarak ölçebilmeyi sağlar.

Cilt ve cilt altı değerlendirmeyi; lensleri yardımıyla ve özel bir analiz programı ile hem görsel hem de matematiksel olarak sağlar. Simülasyon programı ile işlem sonrası nasıl görüneceği kişiye önceden gösterilebilir. Yapılan dolgu uygulamasından sonra cilt altında ne kadar dolgu olduğu, daha fazla uygulamanın gerekli olup olmadığı da belirlenebilmektedir.
Quantificare life viz mini ile Elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda kişiye özel tedavi protokolü oluşturmak mümkün olmaktadır. Uygulanan tedavi sonrasında meydana gelen düzelmeyi de ole objektif olarak değerlendirmek bu sayede mümkün olmaktadır.

Bazen tek bir görüntü binlerce kelimeye bedel olmaktadır.

Behçet Hastalığı

1937 yılında Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından rekürran aftöz ülser, genital ülserasyon ve üveit ile karakterize bir hastalık olarak tanımlanmıştır.

Prevelansı dünyanın değişik bölgelerinde farklılık göstermektedir. Tarihi ipek yolunu takip eden belirgin bir coğrafik dağılımı vardır. Türkiye’de yapılan değişik çalışmalarda prevelans 10000/ 8-42 arasında değişiklik göstermiştir.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Behçet Merkezinde 2313 hastayla yapılan araştırmada oral aft ve eritema nodozum kadınlarda sıklıkla görülürken; vaskuler, göz, nörolojik tutulum tromboflebit ve papulopüstüler reaksiyon erkeklerde sık olarak saptanmıştır.

Hastalık genellikle 3. veya 4. dekatta ortaya çıkmaktadır. Hastalık özellikle genç erkek hastalarda agresif seyredebilmektedir; bu nedenle bu yaş grubunun daha yoğun tedavi edilmesi gerekmektedir.

Tanı: Klinik olarak konur. 1990 yılında Uluslar arası Behçet hastalığı çalışma grubu tanı kriterlerini tanımlamıştır.

Tekrarlayan aftöz stomatit: Hekim veya hasta tarafından gözlenen ve senede en az 3 kez tekrarlayan oral ülsere ek olarak aşağıdaki belirtilerden iki tanesinin bulunması
Rekurran genital ülser
{C}{C}3. {C}Deri lezyonları (Eritema nodozum, papülopüstüler erupsiyonyüzeyel tromboflebit)

Göz bulguları: Anterior üveit, posterior üveit, göz muayenesinde vitreusta hücre bulunması, retinal vaskülit
48 saatte paterji testinin pozitif olması
Patogenez:

Behçet hastalığının immünolojik mekanizmalar tarafından tetiklenmiş bir vaskülit olduğu kabul edilmektedir. Patogenezi tam olarak aydınlatılmış değildir. Son yıllarda ön plana çıkan görüş patogenezde hem doğal hem de kazanılmış immün yanıtın rol oynadığı yönündedir. Hastalıkla en sık bağlantı HLA- B51 geniyle gösterilmiştir. Ancak HLAB51 in hastalık patogenezinde oynadığı rol belli değildir.

Deri bulguları:

Aftöz lezyonlar: En sık gözlenen belirti tekrarlayan aftöz ülserlerdir. Genellikle dudak, yanak mukozası, dişetleri, dilde, uvula orofainks gibi agız arka kısımlarında da lokalize olurlar. Minör, majör ve herpetiform tipte olabilirler. Minör formda aftöz lezyonlar 1 cm den küçük, sarı membranla kaplı, çevresi eritemlidir. Genellikle 1 hafta içerisinde skatris bırakmadan iyileşir. Majör aftöz lezyonlar ise çapı 1-3 cm arasında değişiklik gösterir, iyileşmesi daha uzun sürer, skatris bırkabilir.

Genital ülserasyon: Behçet hastalığı tanısı konmus kişilerin %85 inde genital ülser bulunur. Oral mukozada yerleşim gösteren major aftlar ile benzer klinik özelliktedir, skatris bırakarak iyileşir. Birden fazla olabilir. Erkeklerde skrotum, penis, inguinal bölgede lokalize olabilir. Kadınlarda labium major, minör daha nadir vajende lokalize olabilir. İyileşirken ortaya çıkan skatris nedeni ile vajen introitusda yapısıklıga neden olabilir.

Papülopüstüler lezyonlar: Başlıca yüz, sırt, gögüs, omuz, femoral bölgede lokalize olur. Akne vulgaristen ayırd etmek zordur. Kıl folikülü cevresinde yogun nötrofil infiltrasyonu bulunur.

Eritema nodozum: Hastaların yaklaşık %50’sinde görülmektedir. Çoğunlukla bacak, ve kollarda yerleşim gösterir. Eritemli, dokunmakla agrı ve hassasiyetin bulunduğu nodullerdir. Bazen ülserleşip pigmentasyon bırakarak iyileşebilir. Histopatolojik olarak subkutan dokuda nötrofilden yoğun bir infiltrasyon vardır.

Yüzeyel tromboflebit: Büyük veya küçük venleri tutabilir. Palpasyon ile ven içerisinde trombus hissedilebilir. Vena safena manga en sık tutulan vendir.

Paterji reaksiyonu: 20 gauge steril enjeksiyon iğnesinin ön kolda veya gluteaya dermise ulaşacak şekilde batırılması ile 24-48 saat sonra cevresinde eritemli halo bulunan papül veya püstül ortaya çıkmasıdır. Tek basına eritem olması anlamlı değildir. Erkek hastalarda daha şiddetlidir.Künt iğne kullanmı ile pozitiflik oranı artıs gösterir.

Hastalıkta diğer bulgular arasında artrit, göz tutulumu, gastrointestinal sistem tutulumu, nörolojik tutulum, anevrizma ve trombozun görülebildiği vaskuler sistem tutulumu sayılabilir.

Göz tutulumu: Hastaların 60-80% inde üveit görülebilir. Körlük behcet hastalığında görülen en önemli komplikasyonlardan bir tanesidir.

Nörolojik tutulum: Hastaların %10-30’unda görülebilir. Prognoz oldukca kötüdür. Menenjit, meningoensefalit şeklinde görülebilir. Psikiyatrik semptomlar, kişilik değişikliği, hemiparezi, görülebilir.

Vaskuler tutulum:Hem arteriyal hem de venöz sistem tutulabilir. : tromboz veya anevrizma gelişebilmektedir. Görülme sıklığı %7-40 arasındadır. Venöz tutulum sıklıkla alt ekstremitede yüzeyel tromboflebit, veya derin ven trombozu şeklinde görülebilir. Vena kava trombozu Budd-Chiari sendromuna yol açabilir.

Gastrointestinal sistetm tutulumu : Pyoderma gangrenozum ve papulopüstüler lezyonlar ile kendini gösterebilir. İleoçekal bölgede damar tutulumuna bağlı ülser, iskemi ve infarkt gelişebilir. Perforasyon riski bulunmaktadır.

Tedavi:

Tedavi hastanin klinik bulgusuna gore degisiklik gostermektedir. Sitotoksik ilaçlar okuler, santral sinir sitemi ve vaskuler tutulum olan hastalarda tercih edilmektedir. Amaç mortilite ve morbiditeyi azaltmaktır.

Kolşisin: Oral ve genital ülserasyon, diğer deri bulguları, göz tutulumu

Kortikosteroid (topikal, oral, parenteral ve intraokuler enjeksiyon şeklinde uygulanabilir),

Düşük doz: Eritema nodozum, anterior üveit ve artrit tedavisinde 2. seçenek

Yüksek doz: gastrointestinal tutulum, akut meningoensefalit, kronik progresif santral sinir sitemi tutulumuve artrit tedavisinde ilk secenek . Retinal vaskülit ve venöz tromboz tedavisinde 2. seçenek

Azatiopürin, siklofosfamid, siklosporin, TNF alfa inhibitorleri kullanılabilen diğer ilaçlardır.