Zona; su çiçeği geçiren tüm bireylerde daha sonra ortaya çıkabilen, tüm vücutta görülebilen, ağrılı, döküntülü bir hastalıktır. Çocukluk döneminde suçiçeği geçirdikten sonra virüs vücuttan tamamen atılmamaktadır. Duyusal sinir köklerinde ömür boyunca uyku halinde saklı kalır. İlerleyen yaş, diabetes mellitus, enfeksiyonlar, kanser hastalığı nedeniyle zayıflayan bağışıklık sistemi, virüsün uyanmasına neden olur. Stres, depresyon, üzüntü ve aşırı yorgunluk da hastalığı tetikleyen diğer nedenler arasında yer almaktadır. Bu etkenlerle virüs yeniden aktive olduktan sonra hızla deriye ilerler ve ağrı, yanma, kaşınma, kızarıklık, su dolu kabarcıklar şeklinde döküntülere yol açar. Hastalığa kuşak hastalığı, gece yanığı gibi isimler de verilmektedir. Hastalık aktive olduğunda genellikle bir veya birkaç sinir hattı boyunca alevlenme gösterir, orta hattı geçmez…

Zona Hastalığı Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Belirtilerin şiddeti ve süresi hastanın yaşına ve bağışıklık sisteminin durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. 80 yaşına kadar yasayan tüm bireylerin hayati boyunca en az bir kez zona geçirdiği tespit edilmiştir. İkinci kez ayni bölgeden aktive olmaz; fakat başka bölgeden zona geçirmek mümkündür.

Döküntü ortaya çıkmadan birkaç gün önce ağrı, yanma kaşınma şeklinde şikayetler başlar.. Bu durum, ağrının olduğu bölgeye göre sıklıkla kalp krizi, böbrek taşı veya apandisit ile karıştırılabilmektedir. Böyle durumlarda deri döküntüleri genellikle ağrı başladıktan birkaç gün sonra ortaya çıkmaktadır. Zonanın en sıkıntı veren bulgusu ağrıdır. Ağrı ve döküntülerin kontrolü açısından tedaviye erken başlanması büyük önem taşımaktadır. Döküntüler ortaya çıktıktan sonra ilk 72 saat içinde yapılan etkili tedavi; döküntü, ağrının şiddeti ve zonanın uzun dönem etkilerini belirgin şekilde azaltmaktadır. Döküntü bir ay içerisinde iyileşir. Ağrı ise döküntü iyileştikten sonra giderek alevlenme gösterebilir buna post herpetik nevralji adi verilir. bu komplikasyonu engellemek için tedaviye Erken donemde başlamak çok önem taşımaktadır.

Tedavinin temelini antiviral ilaçlar oluşturmaktadır. Ağrının şiddetine göre uygulanacak tedavi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Döküntü içinse mutlaka anti bakteriyel ve yara iyileşmesini hızlandıran krem kullanmak, su toplama yoğunsa ıslak pansuman uygulamak, kabukları yolup koparmamak uygundur. Tedaviyi deri hastalıkları uzmanının planlaması uygun olacaktır.